‘İçgüdüsel olarak üremek istemezler’

MELTEM GÜNEŞ/ ANKARA – İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü, aynı zamanda Türkiye’de veteriner psikoloji konusunda tek uzman olan Prof. Dr. Tamer Dodurka, yangın sonrasındaki stres nedeniyle içgüdüsel olarak hayvanların üremek istemeyeceklerini bunun da nesli tehlikede olan hayvanların sonunu getirebileceğine dikkat çekerek, kriz masalarında hayvanlar için uzmanların yer alması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Dodurka, özellikle memeli hayvan türleri başta olmak üzere birçok yaban hayvanın yangın esnasında yüksek düzeyde heyecan, stres, kaygı ve korku gibi psikolojik sıkıntılar yaşadığını belirtti. Stresin en temel göstergelerinden birinin üreme faaliyetlerinin durması olduğunu söyleyen Dodurka, “Yangın nedeniyle yaşam ortamı daralan hayvan, yiyeceği bol, güvenli bir ortamda yaşama imkanı olmayacağı için içgüdüsel olarak üremek istemeyecektir. Bu durum özellikle nesli tehlikede olan hayvanların sonunu getirir” diye konuştu.

KRİZ MASALARINDA UZMAN ŞART

Dodurka, yangın gibi felaketler sırasında oluşturulan kriz masalarında; etkilenen hayvanların kurtarılması, nakilleri ya da güvenli bölgelere doğru uzaklaştırılmaları, tedavi ve rehabilitasyonları için veteriner hekimler, gerekirse zoologların da yer alması gerektiğini vurguladı. Evcil olmayan hayvanların tedavi altına alındığında da insanlardan ve ortamdan kaynaklı olarak ciddi stres yaşayabileceğini ifade eden Dodurka, şöyle devam etti:

“Sürekli korku nedeniyle devreye giren beyin yapılarının ve salgılanan hormonların etkisiyle hayvan fiziksel ve psikolojik tepkiler verir; iştahları kesilir, saldırganlaşabilir ve ortamına dönme süresi uzadıkça bunlara yeni psikolojik problemler ilave olur. Yaban hayvanları üzerine çalışan veteriner hekimler, tedavi ortamındaki parlak ışık, gürültü gibi stres faktörlerini mümkün olduğunca azaltmaya çalışırlar. Onlara, türlerine uygun bir ortam hazırlarlar. Büyük yangınlardan etkilenen hayvan türlerinin birbirinden çok farklı olması muhtemel. Bu durumda, örneğin vahşi bir kuşun bakılacağı klinik ortamıyla bir sincabınkinin birbirinden farklı ve mesafeli olmalıdır.”

Dodurka, iyileşen hayvanların tekrar doğaya kazandırılmasının da kolay olmadığını söyleyerek, “Bir hayvan, insan ortamında ne kadar uzun kalırsa doğaya dönmesi o kadar zorlaşır. Tedavi altına alınan bu hayvanlar, insanlar tarafından verilen hazır yemeğe alışıp avlanma yeteneklerini, vücut kondisyonlarını kaybeder. Yapılacak rehabilitasyonla bu yeteneklerin tekrar kazandırılması amaçlanmalı” dedi.

TEMİZ HAVA KÜRESEL ISINMAYI ARTIRIYOR!

Bilim adamlarının doğanın işleyişinde bulduğu büyük bir paradoks büyük şaşkınlık yarattı. Almanya’daki bir grup bilim adamının araştırmalarına göre, temiz hava küresel ısınmayı artırırken, kirlilik gezegenimizin serin kalmasını sağlıyor, çünkü temiz havada güneş ışığını yansıtan ve dünyayı soğutan havadaki ince parçacıkları olarak bilinen “aerosol parçacıkları” bulunmuyor. Almanya’da bulunan Leipzig Üniversitesi’nde uluslararası araştırmacılardan oluşan ekip, mevcut kirlilik oranlarının 2000 yılına göre yüzde 30 daha düşük olduğunu, ancak karbondioksit emisyonlarından kaynaklanan ısınmanınsa yüzde 50 arttığını ortaya koydu. Araştırmada, okyanus sıcaklığının 2000 yılından beri artış gösterdiğini ve bunun dünyadaki “aerosol” parçacıklarının kullanımını azaltan politikaları uygulamasından kaynaklandığı belirtildi.

YANSITICI PUS

Bahsedilen sülfat veya nitrat gibi kirlilik parçacıkları, yansıtıcı özellikleriyle biliniyor ve genellikle egzozda bulunuyor. Araştırmacılar, küresel ısınmaya karşı “güneş mühendisliği” adı verilen tartışmalı bir jeomühendislik yöntemiyle “aerosol”e başvurmayı teklif ederken, bu şekilde dünya çapında yansıtıcı pus oluşması öngörülüyor. Ancak Microsoft’un kurucusu Bill Gates tarafından fonlanan Stratosferik Kontrollü Pertürbasyon Deneyi ile gerçekleştirilebilecek bu jeomühendislik yönteminin başka türlü iklim felaketlerine sebep olmasından korkuluyor.